Ve aynen böyle oldu; biz bir hafta sonra,yağmurun
ortalığı kıyamete buladığı bir gün bambaşka bir iş için gittiğimiz Üsküdar’da
hiç aklımızda yokken, Ayla ile ( Keyifli Yaşam Danışmanınız ) kendimizi Yataş’ta
bulduk. Ayla çok pratik ve ani ofisimi satmak istiyorum,büromu satmak istiyorum,
ikinci el lokanta malzemeleri,ikinci el mobilya,ikinci el eşyalar,
ikinci el kuaför malzemeleri,
ikinci el buzdolabı,ikinci el beyaz eşya,spot mallar,ikinci el mini buzdolabı,
ikinci el eşya alanlar, ( ve de doğru ) kararlar veren biri olarak bilinir
aramızda. Kanepeler beğendi, baktık beğendik; Sema çağrıldı. Kanepelere
sehpalar, kitaplık eklendi; bu arada biz sıcak çayımız, güleryüzlü satıcımız ile
şöyle bir sohbet gerçekleştiriyorduk:
- Bu renk daha açık olabilir mi?
Tabii efendim, renklerimiz burada,
- Kumaş olarak deri istesek,
Tabii, neden olmasın,
- Kitaplıkta da bazı değişiklikleri lazım;
Olur hemen not alıyorum;
- Peki biz biraz acele istersek olur mu,
Tabii, bu Cumartesi’ye ne dersiniz?
Yanlış duymadık inşallah , hem değişiklikler istiyoruz, hem çabuk istiyoruz, hem
fiyat değişmiyor, hem de istediğimiz zamandan önce olur diyorlar
Bir an paniklediğimizi itiraf etmem lazım, bir şeyler kesin bir yerlerde ters
gidecek dedim içimden; ama inanın hiçbir şey olmadı.
Zamanında, istediğimiz biçimde tüm eşyalar teslim edildi; yerleştirildi. Biz
şimdi Sema ile keyif alışverişlerine çıkyoruz. Önümüzdeki hafta da yine böyle
bir turumuz olacak.
Bittiği zaman çok sade, aydınlık, tertemiz ve güven duygusunu sonuna kadar veren
bir muayenehane olacak.
Sema’nın tarzı da bu zaten…
Yukarıda dediğim gibi, bana kalırsa, önce kendinizi tanımlayın, sadece
kendinizi, mekanda ne istediğinizi değil; detaycı, sade, renkli, hayalci,
mantıklı, vs…
Sonra bir “beyaz kanepe” oluşturun ve oradan tarzınızı belirleyelim; bu bir oyun
gibidir. Daha önce oynamamış olduğunuzu düşünüyorum. Ama çok keyifli olacağını
da düşünüyorum.
